Ana Sayfa Spor Toto Süper Lig Basketbol Dünyadan Futbol VİDEO Maç Ekranı




Kardemir Karabük 2-1 Galatasaray || Emenike Durmaz...


Son Güncelleme : 02.10.2010
Okunma Sayısı : 2206
Kaynak : http://pclionfc.blogspot.com/

Karabükspor, daha geçen seneden bu yana izlenmesi gereken bir takım. Futbol romantiklerine (bir rivayete göre dilenci) hikayelerine, damıtılmış salt futbol seyircileri Yücel İldiz'in iki sezondur çalışan düzenine, oyuncu keşfetme meraklıları Emenike'ye bakabilir. Herkes kendinden bir şeyleri Karabükspor'da bulabilir. Bu açıdan güzel bir takmlar, En baştan onu söylemek lazım.

Galatasaray, maç öncesinde kazanan takımdan iki tane hayati fire verdi. Bunların ilki ve en önemlisi Milan Baros elbette. Diğeri ise daha sonra daha farklı şekilde değerlendireceğimiz Servet Çetin.

"Orta sahadan dem vuruyorum her maç ama esas sorunu Galatasaray'ın bariz bir şekilde merkez forvet. Milan Baros'un şu takımdaki vazgeçilmez konumunu görüyorduk belki, Nonda'nın sonradan girip attığı üç-beş gole kanmamıştık ama hakikaten yeri doldurulmazmış bu adamın."

Aralık 2009'daki İstanbul BB maçı analizinden. Yorumu kopyala/yapıştır yap, Nonda yerine X koy, bugünkü tablo yine aynı, sorunlar, isimler. Baros'un kaybının Galatasaray'a şampiyonluk yarışına mâl olmadığını görememiş olmamıza mı yanmak lazım yoksa bu adamın tam formunu bulmuşken sakatlanmasına mı? Varlığıyla değil yokluğuyla hatırlatıyor kendini Baros. Takımın en önemli oyuncuları da her zaman bu adamlar olagelmiştir zaten. Bu yüzden Arda Turan da dahil olmak üzere hiçbir oyuncu bu takım için Baros'tan daha değerli değil.

Maça dönelim demek isterdim ama maçın 43.saniyesinde sahada Cüneyt Çakır taklidi yapmaya hevesli olan Aytekin Durmaz, ilerleyen dakikalarda Gökhan Zan'la ve Galatasaray savunmasıyla adeta dalga geçecek olan Emmanuel Emenike'nin yere düşüşüne penaltı çaldı. Halbuki Lucas Neill'ın müdahelesinin topa olduğu açıktı. Yetmedi, 11'de akıllara zarar bir düdük daha çaldı, zeminin azizliği klişesine cuk oturan bir pozisyonda ayağı kayıp düşen Yasin'e "Sen düşmüş olamazsın" deyip Karabük lehine faulü çaldı, Insua'ya da kartı yapıştırdı. Penaltıyı gole çeviren Cernat yine akıllı bir vuruş yaptı, o top döndü, dolaştı, zamanında FM'den tanıyıp sempati beslediğimiz Hakan Özmert'i buldu.

11.dakikasında 2-0 olan bir karşılaşmada hayati eksikleri olan bir Galatasaray'ın kolayca çıkarabileceği bir skor değildi. Hatta ona dahi gerek yok. Şu Karabük karşısında deplasmanda 2-0 geriye düşüp maç alabilecek kapasitedeki takım sayısı bir elin parmağı kadar bile yok, şampiyonundan büyüklerine kadar...

Öte yandan maç boyu Galatasaray savunmasını hallaç pamuğu gibi atan, Gökhan Zan'ı adeta ortaokul çocuğuymuş gibi geçen bir Emmanuel Emenike var. Herkes güçlü diyor ona. Tamam, gücü kuvveti yerinde de bu adam bariz bir şekilde futbolu biliyor, forvet tekniği de gayet sağlam. Topu saklaması gücünden değil vücudunu kullanabilmesinden, adam geçebilmesi de hızı kadar tekniğinden. Bu adamın adını sıkça telaffuz etmek lazım çünkü İstanbul takımları uyanana kadar birisi 15 yıl önce olduğu gibi Geremi usulü paketleyip götürecek. Biz de "Ama, ama..." deyip kalacağız.

Galatasaray takım bütünlüğü bozulunca öyle az buz da değil, kıvamında pişmiş kurabiye gibi ağızda dağılıyor, rakipler için biçilmiş kaftan. Karabük'ün forvet arkası Cernat'nın bugün kendinden geçmesinde başarılı oyunu kadar ona çayırda koşturacak kadar alan bırakan Galatasaray takım savunmasının da payı var. Frank Rijkaard da ne düşündü bilmiyorum ama bu maçı çevirmek için 28'de yapılacak değişiklik Lorik Cana-Aydın Yılmaz ise biz bu dükkanı kapatalım gidelim. Cidden kapatalım yani. Şu takımda, şu zeminde Galatasaray hangi oyuncudan vazgeçmemelidir diye 100 kişi sorsak herhalde şöyle 50'si falan en mücadeleci, en sert adam olan Arnavutu söyler. Yerine Aydın'ı almak ise olacak iş değil. Şeytan tüyü müessesinin düzenli müşterilerinden olan Aydın'ın bu maça etki edemeyeceğini bilmek için düzenli bir takibe bile gerek yok. Bana göre Galatasaray adına maçı bitiren anların başında o gelir.

Son olarak Misimovic'e bir parantez açmazsam gözüm açık gider. Özellikle adını bilmediğim ama maç boyu Lincoln'den girip Cernat'dan çıkan, Elano'dan tekrar Misi'ye bağlayan o gaz spiker başta olmak üzere Misi'ye daha üç maçta asanlara hayretle bakıyorum. 36 asist beklendiğin adamı ceza yayına yakın bölgede değil de orta sahada çizgisinde topla buluşturabilecek kapasitedeysen adam ne yapabilir? Kewell'ı boğaların arasına atmışsın, Pino'ya zaten topu versen geri alma olasılığın %10'u geçmiyor. Yapabileceği maksimum iş olan ters ve uzun topla en uygun adamı görme işini de maç boyu defalarca yapmıştır. Yetmemiştir, kullandığı hemen hemen bütün kornerleri yıllardır görmediğimiz türden kavislerle doğru yerlere kesmiştir. 61'de yine kendisinin kaçırdığı pozisyona kadar bulunan bütün pozisyonumsular onun duran toplarıyla geldi. Yok şu kadar paraya geldi, vay maç başına 3 gol, 8 asist yapmalı türünden beklentiler gerçekçilikten uzaktır. Gaza gelmeyelim, yeni bir "Lincoln'ü linç etme" ortamına müsade etmeyelim. Bu kadar...

Bookmark and Share




EN ÇOK OKUNAN HABERLER @ 365

Türkiye - Letonya U18 Milli Basketbol Maçı Saat Kaçta Hangi Kanalda? (1117)

Galatasaray:2-1:Sivasspor (1060)

Avrupa Şampiyonası’nın En İyisi Egemen Güven (886)

İç Transfer Adımları; Yekta Kurtuluş (639)

Kerem Tunçeri Beşiktaş’ta (568)

'Soma Turnuvası'nda Fikstür Belli Oldu! (546)

Aziz Yıldırım Yeni Sezon Formalarını Tanıttı (501)

Yasin Öztekin Galatasaray'da (478)

Gaziantepspor’a Brezilyalı transfer (471)

Drogba dönüyor (430)